İçeriğe geç

Şubat ayi 30 çeker mi ?

Şubat Ayı 30 Çeker Mi? Bunu Ciddi Ciddi Düşünüyorum…

Herkesin “günümüz” bir hız trenine dönüşmüşken, bazen ayların bile nereye gittiğini anlayamıyoruz. Zaten zaman kavramı denilen şeyin ne kadar göreceli olduğunu fark ettiğimizde, kalbimiz bir nebze daha hızlı çarpmaya başlıyor. Ama bazen durup bir soru soruyorum kendime: Şubat ayı 30 çeker mi?

Yani, bu soruyu tam anlamıyla içselleştiriyorum. Neden? Çünkü Şubat, her yıl biraz kafada bir bulanıklık yaratır. Bir taraftan kısa, bir taraftan derin anlamlar taşır. Şubat, bir çeşit hilebazdır. Arada kaynamayı başarır; ama ne kadar kayarsa kaysın, bir gün mutlaka 30 gün çeker mi sorusu gelir aklımıza.

Şubat Ayı: Bütün Yılın En Kısa Ayı Olması Ne Anlama Gelir?

Bana kalırsa, Şubat ayının kısa olması da bir anlamda kendine özgü bir dramadır. “Kısa” diyorum ama aslında zaman zaman o kadar uzun gibi hissediyorum ki. Yani, eğer bir Şubat’ta aşırı derecede mutsuzsanız, o 28 gün bir yıl gibi gelebilir. Ama mutluysanız, o 28 gün resmen 3 hafta gibi akar gider. Bunu herkes hissetmiştir değil mi?

Bir gün bana şöyle bir şey olmuştu:

Ben: “Yahu, Şubat’tan ne zaman kurtulacağız? Hala 28’deyiz, bıktım!”

Arkadaşım: “Abi, 28 zaten en kısa ay, ne kadar bıktın?”

Ben: “O kadar kısa ki, 30 çekmesi gerekmez mi?”

İşte, o anda fark ettim: Şubat’tan gerçekten bıkmışım. Ama bu sadece gündelik hayatın yoğunluğunda, hafta sonunun çok uzak olduğu bir hafta içi sabahı yaşadığım ruh halindendi. Yoksa Şubat, kısa olmasına rağmen, içerdiği duygularla aslında sonsuz olabiliyor.

Şubat Ayı 30 Çeker Mi? Çekebilir Tabii!

Bir de şöyle düşünelim: Şubat aslında bir çok farklı yaşantıyı bir araya getiren bir ay. Bir yılı hızla geçirirken, Şubat’ın 30 gün çekmesi, belki de bir şeylerin çok hızlı geçmesini istediğimizden kaynaklanıyor. Çalışma hayatındaki yoğunluk, okuldaki sınavlar, kaybolan zamanlar… Bir şekilde, Şubat bize bir fırsat sunuyor. 28 gün kısıtlamasıyla, aslında farkında olmadan hızla geçmesini istiyoruz.

Ama ya 30 çeker mi? Bence çekebilir!

Bazen farkında olmadan sabahın ilk ışıklarında uyanıyoruz, biraz daha geç kaldığımızı hissediyoruz. Bu kadar kısa sürede nasıl 30 gün geçebileceği üzerine kafa yorarken, birden kendimi şüpheci bir şekilde Şubat’ın 30 gününü tartışırken buluyorum. Mesela şöyle bir durum olmuştu:

Ben (Günlük rutinde kafası karışmış): “Bugün cuma mı? Çarşamba mı? Yani hangi gün? Bir dakika, bu hafta kaç gündür çalışıyorum?”

Arkadaşım (Yavaşça gözlüğünü takarak): “Abi, 2 hafta zaten Şubat’ta kayboldu, hala hesap yapıyorsun?”

Gerçekten de bu cümlede haklıydı. Kısa bir aydan daha fazlasını beklemek, biraz absürt değil mi? Ama içimdeki Şubat hayalleri, işte o zaman bu soruyu sorduruyor bana: Şubat 30 çeker mi?

Şubat Ayının Sürükleyici Hali

Ama bu arada, kabul ediyorum; Şubat bence çok da sıradan bir ay değil. Kısa ama ilginç. Mesela, bir Şubat sabahı İzmir’in o yumuşak havasında yürürken fark ettim ki, Şubat’ın havası bile ne kadar hilekar. Güneş biraz ısıtıyor, ama çok değil. Havanın o donukluk hissi, seni biraz daha düşünmeye itiyor. Yaşadığın o kısa ama anlam yüklü günler arasında, gerçekten ne kadar hızlı yaşadığını bilemiyorsun.

Bir an bir taksiye bindim, şoför abi ile konuşurken yine bu Şubat meselesi açıldı. Dedi ki:

Şoför Abi: “Hah, işte bir Şubat daha geçti. Ama az da olsa güzel geçti.”

Ben (İçimden): “Evet abi, az da olsa güzel geçti ama keşke 30 gün olsaydı.”

Kısa ama sürekli bir tempoyla geçiyor. Şubat’ın anlamlı anları, sadece zamanın geçişini değil, aynı zamanda insana yaşamın çok daha hızla gelip geçtiğini hatırlatıyor.

“Şubat Ayı 30 Çeker Mi?” Derken Gerçekten Ne Anlatmak İstiyorum?

Şubat’ı hep kısa, hep uçar bir ay olarak hatırlıyoruz. Ama bence, Şubat’ın 30 çekmesini isteyen bir insanın derinlerde başka bir şeyleri sorguladığını da unutmamalıyız. Bu soru, aslında “Zaman neden bu kadar hızlı geçiyor?” ya da “Bir ayda ne kadar çok şey yaşanabilir?” sorularının da bir cevabı gibi. Bazen, sadece bir ayda geçmişin tüm yüklerini unuturken, bazen de bir ayda içimizdeki boşlukları çok daha derin hissedebiliyoruz.

Beni bu konuda düşündüren bir şey vardı: Şubat ayında her şey o kadar hızlı geçiyor ki, aslında şunu anlıyoruz: Zamanın geçişini kimse durduramaz. Ama 30 gün mü? O da ne? Gerçekten de, zaman sadece geçiyor, kendimizi kovaladığımız bir yarış gibi.

Sonuç: Şubat Ayı 30 Çeker Mi?

Evet, bir yerde haklıyız. Şubat ayı 30 çeker mi? Belki de herkes, bir şekilde Şubat’ta kaybolan anları 30 güne yayıp, aynı anda da bu hızla bir anlam yaratmak istiyor. Belki de Şubat, her şeyi hızlı bir şekilde geçirmemizi sağlayan bir ay değil; o kısa, serbest bir süre. Hızla geçmesini istemek, bir şeyleri kaçırma korkusundan mı yoksa bir şeylerin hızla değişmesini beklemekten mi kaynaklanıyor? Kim bilir?

Ama bir şey söyleyeyim mi? Şubat, 30 çeker mi? Evet, çeker! Hem de fark etmeden.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
https://betexper.live/